Cumhurbaşkanı Hangi Müzikleri Dinlemeli?

Rutkay Aziz’in “Mozart dinlesin, iyi gelir.” Sözüne, “Meşrebi belli olan şahsımı Mozart dinlemeye zorlamak faşistliktir!” cevabı veren Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Mozart virtüözü olan Fazıl Say’ın konserine gideceği haberini biraz çelişkili bulsam da, sevindirici buldum. Çünkü, hem devlet yönetimi hem de ekonomik başarı ile sanat arasında, bazılarının düşündüğünden, çok daha yakın bir ilişki ve bağlılık vardır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın müzik, ekonomi ve devlet yönetimi konusunda kişisel tercihleri olması doğaldır ve buna saygı göstermek gerekir. Fakat, kişisel davranışı ve duruşu herkesi ilgilendirdiği için toplum cumhurbaşkanının sanat ve müzik türü tercihleri hakkında fikir beyan edebilmelidir.

Sesi iki nota arasında 9 aralığa bölen, aksak ölçüler de geliştirmiş, 400’den fazla, her ruh haline uygun makamı bulunan, bir zamanlar tedavide de kullanılmış olan Türk sanat müziğinin de; iki nota arasını sadece 2 aralığa bölen, her zaman tam ölçülü, bir eser içinde, birçok makam ve tonu bulunduran klasik Batı müziğinin de birbirlerine üstün yanları elbette mevcuttur.

Kulağı birine alışan bir insana, diğerinin hoş gelmemesi de doğaldır. Fakat devir, hoş gelmeyeni ya da üstün olanı reddetmek değil; kendi üstünlüklerini evrenselleştirme, hoş gelmeyenleri hoş görme ve diğerlerinin üstünlüklerini öğrenip kendi üstünlüklerimize ekleyerek fark yaratmak devridir. Böyle yapmayanlar belki devrilmezler ama uluslararası yarışta geri kalırlar.

Çok seslilik, yani, her çalgının aynı anda aynı notaları değil de, farklı notaları uyum içinde çalarak bütünde bir eser ortaya çıkarmak, bir eseri bir makamla bitirmek yerine, değişik onlarca makamı tek bir eser içinde, bir ana tema içinde, uyum içinde buluşturmak, neredeyse ses çıkaran her şeyi müzik aleti olarak değerlendirmek ve onlara bir orkestra düzeni içinde hak ettiği kadar yer ve önem vermek, klasik Batı müziğinin genel kabul gören üstün yönleridir.

Bütün farklı seslerin buluşturulduğu ve harmoni içinde ortaya büyük bir eser çıkartabilen büyük orkestraların şefleri, bir müzik aleti çalmadıkları halde, müzik aleti virtüözlerinden daha yüksek saygı görürler. Çünkü çok sesli bir orkestrayı yönetmek bazen bir devleti yönetmekten bile daha zordur. Onun için orkestra şefleri devlet başkanlarından daha yüksek hürmet görürler. Zira herkes orkestra şefi olamaz; hak etmeden gelirlerse ilk işlerinde tökezlerler. Hayat boyu süren sıkı disiplinli bir mücadele sonucunda sadece hak ederek orkestra şefi olunabilir.

Bir orkestranın nasıl uyum içinde işletildiğinden, şefin orkestrasını bütün olarak ve içerideki farklılıkları uyum içinde nasıl yönettiğinden, onların muhteşem ve devasa bir müzik eseri ortaya çıkarmalarını nasıl sağladığından, kendisi bir saz çalmadığı halde ortaya çıkan müziğin nasıl şefe mal edildiğinden, bir devlet başkanı, kendisi ve toplum için çok güzel sonuçlar çıkarabilir.

https://www.bik.gov.tr/cumhurbaskani-erdogan-fazil-sayin-konserine-katilmak-istiyor/

Diğer Yazılar
Polonya’da, seçimleri iktidardaki Hukuk ve Adalet Partisi’nin (PiS) kaybedip demokrat Donald Tusk’ın kazanması üzerine, sadece Türkiye’nin değil gerilemekte olan tüm demokrasilerin dersler çıkarması gereken ibretlik gelişmeler yaşanıyor. Yargı bağımsızlığını yeniden…

3 dk.

Devletin tepesinde oynanan oyunun sonu, epeydir beklendiği gibi oldu. Hukuka aykırı ve hükümsüz bir dizi işlem ve karardan sonra, başkan vekillerinden Bekir Bozdağ’ın başkanlık ettiği, Türkiye Büyük Millet Meclis’nin (TBMM)…

5 dk.

Tahkimde çapraz sorguladığım bir İnşaat Fakültesi profesörü bilirkişi, yılda en az 50, 1990’dan beri 1.650’den fazla dosyada bilirkişilik yaptığını, her rapor için bir ile üç ay arası zaman harcadığını, bazılarının…

3 dk.