YSK dilekçeye cevap verdi

Şubat ayında Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) bir dilekçe yazarak, yedek ve asil üyelerini belirleyip kurulun oluşumunu tamamlamasını istemiştim. YSK’dan dilekçeme cevap verildi. Kurul, 15 Mart tarihli cevabında isteğimin “özel istem” olduğunu belirtti.

YSK üyeleri; Anayasa’nın 79. Maddesinin ve YSK’nın teşkilatı ve görevlerin hakkındaki 7062 sayılı yasanın 5. Maddesinde açıkça belirtilen, kurulun kendi yasal oluşumunu tamamlaması için en başta ve öncelikle yapılması gereken görevlerini yerine getirmekten kaçınıyor.

Aralarından başkanı ve başkanvekilini seçmiş olan YSK üyeleri geri kalan 9 üyenin hangilerinin yedek hangilerinin asil üye olduğunu belirlemiyor.

YSK meşruiyetini tartışmaya açıyor

Halbuki YSK tüzel kişiliğini kimlerin nasıl oluşturacağı, görev ve yetkilerini kimlerin nasıl kullanacağı Anayasa’da ve YSK Kanununda açıkça tarif ediliyor. Buna göre YSK üyeliğine seçilen 11 Yargıtay ve Danıştay üyesi bir araya gelecek, önce aralarından bir başkan ve bir başkan vekili seçecekler. Geri kalan 9 üyenin 4’ü isim çekme yoluyla yedek üye olarak belirlenecek. Başkan ve başkanvekili ile birlikte 5 asil üye Yüksek Seçim Kurulunu oluşturacak. Oluşumunu tamamladıktan sonra kurul Anayasa’da ve yasada belirtilen konularda kararlar alacak.

YSK üyeleri yedek ve asil üyeleri belirlemeyerek, henüz kurulun anayasal oluşum merasimini tamamlamadan kurul tüzel kişiliği adına kararlar alarak YSK’nın kendi meşruiyetini ve vereceği kararların geçerliğini tartışmaya açıyor.

Asil ve yedek üyeler belirlenmeden karar alınamaz

Yüksek Seçim Kurulu 7 asil üyeden oluşur. Kurulun oluşumu başkan ve başkan vekilinin seçiminden sonra 5 asil üyenin belirlenmesi ile oluşur. Asil mi ve yedek mi oldukları kanuna göre belirlenmeden Başkan ve başkanvekili dışındaki 9 üyenin, YSK’nın asil üyesi imiş gibi hareket etme, asil üyelermiş gibi YSK tüzel kişiliği adına karar alma yetkileri yoktur. Aynı şekilde bu üyelerin yedek üyeler imiş gibi toplantılara katılmaktan veya sair görevleri yerine getirmekten kaçınma hakları yoktur.

Asil ve yedek üyeler belirlenmediği sürece YSK’nın oluşumu eksiktir ve dolayısıyla kurulun 9 üyesinin meşruiyeti belirsizdir. Bu durumda iken kurul adına alacakları kararlar ise hukuken geçerli olmayacaktır. Zira 6’sı Yargıtay üyesi 5’i de Danıştay üyesi yüksek hakimler olan kurul üyelerinden Başkan ve Başkanvekili seçilen iki kişi dışında kalan 9 üye, aralarından 4 adedi yedek üye olarak belirlenmediği sürece kurulun ne asil ne de yedek üyeleridir.

Araftaki 9 üyenin alacağı karar hükümsüzdür

Başkan ve vekili dışında kalan 9 üye asil ve yedek olanlar belirleninceye kadar adeta araftadırlar. Anayasa’da ve yasada açıkça belirlenen usule göre hangilerinin asil hangilerinin yedek üye oldukları belirlenmeden hepsi birlikte veya hiç birisi asil üye veya yedek üye imiş gibi davranamazlar. “Nasıl olsa içimizden bir kısmı asil bir kısmı yedek olacak” diyerek hep birlikte karar alamazlar, bu yönde kendileri kural koyamazlar, Anayasanın ve yasanın kurallarını değiştiremezler. Söz konusu 9 üyenin 9’unun da yedek üye belirlenmesi olasılığı vardır. Hiç birisinin asil ye imiş gibi oy kullanma yetkisi yoktur. Hepsinin birlikte karar alma yetkileri de yoktur. Zira içlerinden yedek oldukları belirlenmesi gereken fakat henüz belirlenmemiş olan 4 üyenin asil üyeler yerine geçerek karar alma yetkileri yoktur.

Yedek ve asil üyeler belirlenmeden henüz arafta olan 9 üyenin kurul adına karar alması yetki gaspı teşkil eder. Yetki gaspı yoluyla alınan kararların en başından itibaren hükümsüz, yani hukuken hiç bir hükmünün olmayacağı hukukumuzda tartışmasızdır.

Hâkim olmak doğru karar vermek demek değildir

YSK’na seçilmiş bulunan Yargıtay ve Danıştay üyelerinin kıdemli yüksek hakimler olmaları verdikleri kararların doğru ve hukuken geçerli olduğu anlamına gelmez. Kendi oluşumları ve yetkileri konusunda bile Anayasa’nın ve YSK yasasının açık ve net kurallarının gereklerini yerine getirmemiş olmalarının endişeler doğurması oldukça doğaldır. Oldukça çekişmeli olan konularda kapsamlı kuralları uygularken isabetli ve doğru karar vermeyecekleri, yanlı ya da etki altında kalarak hatalı karar verebilecekleri endişeleri doğurması gayet doğaldır.

Cumhurbaşkanı adaylık başvuruları ve özellikle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın adaylığının kabul veya reddine nihai olarak karar verecek olması, bu kararlara karşı bir yargısal denetim imkânı bulunmaması geniş bir kamuoyu kesiminin böyle endişe duymasını haklı gösterir.

Nitekim Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu YSK üyelerini Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçtiğini, O’nun istediği şekilde karar vereceklerini söyleyerek Erdoğan’ı sandıkta yenmek istediğini beyan etmiştir. Erdoğan’ın aday olma ehliyetinin sorulması üzerine AK Partili Vecdi Gönül de bu konuda nihai kararı YSK’nın vereceğini söyleyerek geçiştirmiştir.

Doğru kararlar için net sorumluluk gerekir

En kıdemlisi ya da en tecrübesizi de veriyor olsa yargısal denetimi olmayan kararların doğru ve isabetli verilmesini sağlamak karar verenlerin sorumluluğunu net olarak belli etmekle mümkün olur. Karar vericilerin sorumlulukları not olarak belirlenmediği sürece doğru karar verilmesini sağlamak da hatalı ve hukuka aykırı kararlardan dolayı sorumlu bulmak da mümkün değildir.

Yüksek Seçim Kurulu adına alınacak kararlarda asil üyelerin karar almaya katılma sorumlulukları ve alacakları kararlardan dolayı hukuki ve cezai sorumlulukları vardır. Sorumluluk kararın alınmasına katılan üyeler üzerindedir. Asil üyelerin sorumluluk sebebi Anayasa’ya ve yasaya aykırı karar almaktır. Buna karşın asil üye mi yoksa yedek mi olduğu belli edilmemiş olan kimselerin sorumluluğu başka bir hukuki sebebe, yetki gaspı ve yetkisiz işlem yapma sebebidir.

YSK asil ve yedek üyeleri belirlemedi

YSK adına alınacak kararların hukuken geçerli olup olmadığının tespiti için de bu kararlardan dolayı kimlerin sorumlu tutulacağının tespiti için de karar altına imza atan üyelerin yedek mi ve asil mi olduğunun belirlenmiş olması, başka bir deyişle sorumluluğun somutlaştırılması zorunludur. Kimin hangi sebebe dayanarak sorumlu tutulacağı belli olmadığında hiç kimseyi sorumlu tutmak mümkün olmayacaktır.

Kararlarının yargısal denetime tabi olmaması YSK tüzel kişiliğini oluşturup temsil edecek olan 11 üyeye keyfî karar verme yetkisi vermez. Anayasa’nın 11.Maddesi gereğince “Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlar”; 6. Maddesi gereğince de “Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.”

Hal böyle iken YSK üyeleri, Anayasa 79. Maddede ve 7062 sayılı yasanın 5. Maddesinde açıkça belirtilmiş ve yöntemi de tarif edilmiş olmasına karşın kurul tüzel kişiliği adına karar almaya yetkili olan asil üyeleri ve asil üyeler olmadığı zaman yerlerine görev yapacak olan yedek üyeleri belirlememiştir. Bu husus hatırlatılıp talep edilince ise cevap vermeyerek geçiştirilmiştir.

YSK Meşruiyetine uygun davranmalıdır

Yüksek Seçim Kurulu tarihinde en tartışmalı kararları vereceği bir döneme girmiş bulunmaktadır. YSK’na seçilen üyeler kurulun oluşum merasimini tamamlamalı, kurul hakkında en ufak bile şüphe oluşmasını önlemelidir.

Üyeliklerinin niteliği henüz asil ile yedek arasında arafta bulunan kurul üyeleri Anayasa ve yasa hükümlerine harfiyen uyarak kurulun kararlarının hukuka uyarlı ve geçerli olacağına dair kamuoyunda güven oluşturmalıdır.

Bütün bunlar 15 Mayıs 2023 günü açıklanacak sonuçlara itibar edilmesi, seçimlerin meşruiyetinin tartışma konusu olmasını önlemek için olduğu kadar Türkiye’nin uluslararası camiadaki saygınlığı için de hayati önem taşımaktadır.

Diğer Yazılar
Yıllar önce küresel bir şirketin Türkiye’deki iştirakinin uluslararası iş etiği ilkelerine uyumunu denetlemiş, pek çok aykırılık tespit etmiştim. Dürüstlük ilkesine aykırılıkları konuşmaya başladığımızda hiddetlenen genel müdür, “Biz peygamber miyiz?” diyerek…

3 dk.

Yargıtay’ın toplam 324 üyesinden 193’ünün oyları ile Ömer Kerkez 2028 yılına kadar dört yıl görev yapmak üzere Yargıtay başkanlığına seçildi. Sonuç Türkiye’ye, Yargıtay ve yargı camiasına hayırlı olsun. Görev süresi…

4 dk.

İçlerinden çıkmaktan gurur duyduğum Güney Toroslar’daki Bozkır’ın Dere Köyü’ndeki çocukluğumda edindiğim bilgeliklerden birisi “Ölme Eşeğim Ölme” hikayesindedir. Arabanın ve elektriğin gelmediği, telefonun, telgrafın olmadığı, Çanakkale’ye, Yemen’e, Hicaz’a sefere gidenlerin hiç…

3 dk.