Ekonomistler Refah-Demokrasi İlişkisine Nasıl Bakıyor?

Otoriter rejimlerde ekonomik gelişme çoğunlukla, toplumsal adaletten ödün verilmesi karşılığında sağlanabilmektedir.

Otoriter rejimlerin ekonomik gelişme ve milli gelir artışı sağlamakta başarılı olabileceği tezine günümüzde Rusya ve Çin örnekleri verilebilir. Ancak bu örneklerin karşısında tarihte hızla yükselmiş [ve hızla çökmüş] olan sayısız örnek yer alır. Otoriter ülkelerin hızlı gelişmesinin kalıcı olmadığı, demokratikleşme olmadığı takdirde hızla çöküşe, kendi halkının ve insanlığın felaketine neden olabileceği yakın tarihin tecrübeleri arasındadır. Feodal, oligarşik özellikler de gösteren bir kısım Uzakdoğu monarşilerinin zaman içinde kamu gücünü paylaşarak demokratikleşmiş olmaları da otoriter rejimlerin ve onlarla gelebilecek olan zenginleşmenin kalıcı olmadığının, kalıcı olabilmelerinin demokratikleşmelerine bağlı olduğunun güçlü emareleridir.

Otoriter rejimlerde ekonomik gelişme çoğunlukla toplumsal adaletten ödün verilmesi karşılığında sağlanabilmektedir. Otoriter rejimlerin çeşitli yöntemlerle ayrıştırdığı küçük azınlık kesimler zenginleşirken geniş halk kitleleri fakirleşmekte, zenginlerle fakirler arasındaki gelir farkı uçurumlaşmakta; toplumdaki adalet inancının kaybına ilaveten toplum sağlıklı kararlar alma yeteneğini kaybetmekte, bunu da toplumsal felaketler izlemektedir.

Ne kadar Demokrasi O Kadar Büyüme

Daron Acemoğlu ve arkadaşları, “Demokrasi Elbette Büyüme Sağlar” olarak tercüme edilebilen “Democracy Does Cause Growth” isimli çalışmalarında, demokratik olmayan ülkelerde de yatırım ve reformlar yapılabileceğini ancak ortalama bir demokrasiye sahip olan ülkelerin daha başarılı olacağını, demokratikleşmenin GDP (Gayri Safi Yurt İçi Hasıla) artışına sebep olduğunu, demokrasinin aynı zamanda, gelecekteki GDP artışına da katkıda bulunacağını ortaya koymaktadır. Acemoğlu ve arkadaşları aynı çalışmada, ekonomik reformlara ve insan sermayesine yatırımları cesaretlendirmesi, devletin ve kamu hizmetlerinin kapasitesini yükseltmesi ve sosyal sorunların azaltması gibi önemli mekanizmalar vasıtasıyla demokrasinin GDP’nin gerilemesini önleyerek yükselmesini sağladığını, ekonomik büyüme ile demokratik kurumlar arasında birçok yakın bağ olduğunu ortaya koymaktadırlar. (1)

Acemoğlu ve arkadaşları, 2014 yılında ‘Demokrasi sadece gelişmiş ekonomiler için mi yararlı?’ sorusuna “hayır” cevabını verdikleri “Demokrasi Ekonomik Gelişme Sağlar mı?” olarak tercüme edilebilen “Democracy causes economic development?” isimli makalelerinde demokratikleşmenin daha fazla GDP artışı sağladığını, medeni hak ve özgürlüklerin bunu sağlayan en önemli demokratik faktör olduğunu belirtmektedir. (2)

Papaioannou, Elias ve Gregorios Siourounis ise, 2008 yılında yayınladıkları “Demokratikleşme ve Büyüme ” isimli makalelerinde “ortalama” demokratikleşen ülkelerde bile kişi başına düşen büyümenin yıllık % 1 oranında arttığını, geçiş dönemlerinde büyüme yavaş olmakta ise de orta ve uzun vadede daha yüksek oranlarda kalıcı hale geldiğini; bu tespitin demokratik yönetim lehine olduğunu ve demokrasinin faydalarının uzun dönemde ortaya çıkacağına dair Friedrich Hayek’in 1960’lardaki teorisini doğruladığını bildirmektedirler. (3)

Zakariassen, Ingrid Hammer; Eriksen, Marte, orta gelir tuzağından kurtulmak isteyen bir ülke için önemli olan faktörleri incelerken, demokrasi ve insan sermayesinin bir ülkenin yüksek ekonomik büyümesi için gerekli şartlar arasında olup olmadığı hususunda Güney Kore örneği üzerinde yaptıkları çalışmada; demokrasilerde ekonomik büyüme oranının otoriter rejimlerden daha yüksek olacağı, Güney Kore’nin orta gelir tuzağına yakalanmasını önleyen şeyin demokrasinin daha yüksek ekonomik büyüme sağlaması olduğu sonucuna varmaktadırlar. (4)

Dünya Bankası’nın 2014 yılında yayınladığı “Turkey’s Transitions” isimli raporda “Türkiye’nin yüksek gelire geçiş için gerekli kurumlara sahip olup olmadığının tartışıldığı bölümde: “Kamu ve özel sektör yönetimini güçlendirecek adımları atmadığı ve kurumsal reformları derinleştirmediği takdirde Türkiye’nin başarılarının risk altında olabileceği” ifade edilmektedir.

Özet olarak; iktisatçılar, ekonomik büyüme ile demokratik kurumlar arasında yakın ilişki olduğunu, demokratikleşmenin ekonomik büyüme ve GSYH artışı sağladığını, demokrasilerde ekonomik büyüme oranının otoriter rejimlerden daha yüksek olacağını, uzun vadede daha yüksek oranlarda kalıcı hale geldiğini; medeni hak ve özgürlüklerin en önemli demokratik faktör olduğunu ve AB’ye katılan Doğu Avrupa ülkelerinin ve Güney Kore’nin demokrasi sayesinde orta gelir tuzağına yakalanmadığını ortaya koymuşlardır.

Bu çalışmalarda demokrasinin hangi özelliklerinin sürdürülebilir yüksek ekonomik büyümeyi sağladığı verilere bağlı olarak ortaya konulmamış ise de hukukun üstünlüğü ile temel hak ve özgürlüklerin daha iyi korunmasının kişilerin girişimciliğini artırırken ülkeye ve sisteme güveni güçlendireceği, hesapverirlik nedeniyle kamu adına karar alanların sorumluluk bilincinin yükseleceği, ekonominin gereklerine uygun sağlıklı kararları zamanında alacaklarını, kendilerine tanınan yetkileri amaca uygun olarak kullanmalarını ve suistimallerden çekineceklerini öngörmek kolaydır. Yürütme gücünü kullanan siyasiler ve kamu yöneticileri, bir sonraki seçimleri kazanma kaygısı içinde “seçim rüşveti” olarak nitelenen sağlıksız kararları almaya meyilli olabilirler. Hukukun üstün olduğu, hesapverirliğin sağlandığı demokratik bir düzen, seçimleri kaybetme pahasına da olsa iktidardaki siyasileri doğru kararları almaya zorlar. Komşumuz Yunanistan’da yaşanan ekonomik kriz sırasında olduğu gibi sağlıklı ekonomik kararları alamayan iktidarların siyaset alanından silinmesi ve yerine halkın içinden yeni yöneticilerin çıkması ancak böylelikle mümkün olabilir.

[1]             Democracy Does Cause Growth_Daron Acemoglu, MIT; Suresh Naidu, Columbia; Pascual Restrepo, MIT; James A. Robinson, Harvard; May 1, 2015

[2]             “Democracy causes economic development?” Daron Acemoğlu, Suresh Naidu, James Robinson, Pascual Restrepo 19 May 2014

[3]             Papaioannou, Elias and Gregorios Siourounis (2008) “Democratisation and Growth,” Economic Journal, 118(532), 1520-1551

[4]             The middle-income trap, democracy and human capital: a study of Korea, NTNU yayını

Diğer Yazılar
Yargıtay’ın toplam 324 üyesinden 193’ünün oyları ile Ömer Kerkez 2028 yılına kadar dört yıl görev yapmak üzere Yargıtay başkanlığına seçildi. Sonuç Türkiye’ye, Yargıtay ve yargı camiasına hayırlı olsun. Görev süresi…

4 dk.

İçlerinden çıkmaktan gurur duyduğum Güney Toroslar’daki Bozkır’ın Dere Köyü’ndeki çocukluğumda edindiğim bilgeliklerden birisi “Ölme Eşeğim Ölme” hikayesindedir. Arabanın ve elektriğin gelmediği, telefonun, telgrafın olmadığı, Çanakkale’ye, Yemen’e, Hicaz’a sefere gidenlerin hiç…

3 dk.

TRT Haber’in “Yeni anayasa sürecinde 3 yöntem” başlıklı haberine göre TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un siyasi partilerle yaptığı görüşmelerini yaptığı “sivil” anayasa çalışmalarında üç yöntem söz konusu imiş. Birinci yöntem AK…

4 dk.