Seçimde halkın iradesini başkaları mı belirliyor?

Cumhurbaşkanlığı seçimleri ikinci tura kaldı: 28 Mayıs 2023 günü tekrar sandıklara gidecek ve oylarımızla önümüzdeki 5 sene ülkemizin gidişini tek başına belirleyecek olan yöneticimizi seçeceğiz. Fakat sosyal medyada gördüğüm bir kısım fotoğraflar oldukça canımı sıkıyor.

Yurtdışında muhtemelen Suudi Arabistan’da Türkiye’deki seçimler için kurulan sandık kuyruğunda bir Arap erkeği ile arkasında karıları denilen çarşafa bürünmüş üç kadın o kullanma sırası bekliyorlar. Bir başka resimde muhtemelen Filistinli, uzun beyaz sakallı yaşlı bir erkek Türkiye’deki seçimler için oy kullanıyor. Resimlerin ikisi de uydurma olabilir. Fakat resimlerin anlattığı çarpıcı can sıkıcı durum gerçek! Hiç Türkçe bilmeyen, Türkiye’de yaşamayan, Türkiye’nin kamu düzenine aykırı şekilde çok eşli evlilik yaparak ciddi bir suç işlemiş sayılan yabancılar, oturdukları yerden Türkiye’nin geleceğini belirliyorlar. Ekonomiyi iyi yönetip yatırım çekmek yerine, şehirlerimizi ve nüfus yapımızı bozma pahasına 250 bin dolarlık orta seviye bir daire alana vatandaşlık satmanın sonucunda bu berbat tablolar ortaya çıkıyor.

Seçmen sayısında 6,7 milyonluk fark

Fakat bilişim uzmanı Füsun Sarp Nebil’in bilimsel araştırmaya dayalı yazısı çok daha ciddi bir tehlikeye işaret ediyor. Sayın Nebil’in yazısına göre Türkiye’nin tarihi gidişatını belirleyen iki anayasa değişikliği referandumu ve cumhurbaşkanı seçiminin yapıldığı 2007 ila 2023 yılları arasındaki 16 yıllık dönemde seçmen sayısında –nereden geldiğini anlamlandıramadığı– 6,7 milyonluk bir fazlalık var. Bu zaman zarfında nüfus 15 milyon; seçmen sayısı ise 21,4 milyon artmış. Füsun S. Nebil söz konusu 6,7 milyonluk seçmen artışı için YSK’nın açıklama yapması gerektiğini söylüyor.

“Yetmez ama evet” oyları ile Anayasa’nın değiştirildiği 2007-2010 aralığında nüfus 3,1 milyon artmasına karşın 6,7 milyon seçmen artışı gerçekleşmesini oldukça tuhaf bulan; 2023 seçiminde seçmen sayısındaki artış hızının, nüfus artış hızının 2 katı olduğunu yani 2018 seçimine göre nüfus 3,8 milyon artarken, seçmen sayısının 5,6 milyon artmasındaki tuhaflığa dikkati çeken Nebil, bu artışların genç nüfusun yaşlanması yani seçmen haline gelmesi ile ve sair şekilde açıklanamayacağını ortaya koyuyor; “gençlerin yaşlanması, ölüm ya da doğum sayılarında, son 16 yılda seçmen sayısını yüzde 10,5 arttıracak bir veri yok.” diyor. Grafiklerle 2010 referandumunda, 2015 seçimlerinde ve 2023 seçiminde ortaya yüksek rakamları Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) açıklaması gereken farklılaşmalar olduğunu ortaya koyuyor.

Halkın iradesi yerine kendi istekleri mi?

Her bir kişi seçme yaşına geldiğinde bir seçmen olur. Dolayısıyla nüfus artışı ile seçmen artışı paralel gider; nüfus sayısı artmadan seçmen sayısı artmaz. Füsun hanımın yazısı bilimsel bir çalışmanın ürünü ve bağıra bağıra şu soruyu soruyor: Anayasa değiştirmek, yürütmeyi teşkil eden tek kişiyi seçmek gibi ülkemiz ve milletimiz için önemli seçmen kararlarının alındığı yıllarda seçmen sayısı neden olağan üstü oranda artmıştır?

Birileri hayali nüfus kayıtları ve ona bağlı olarak da seçmen kayıtları oluşturmuş, halkın gerçek iradesi yerine kendi isteğini mi seçim sonucu olarak göstermiştir? Füsun Hanım ortaya çıkan soruları aydınlatmak için gerekli diğer bilgilerin kamuoyuna açıklanmadığını söylemesi şüpheyi daha da ciddi hale getirmektedir: gerçekten hayali seçmen kayıtları oluşturmuş da bunun ortaya çıkmasını önlemek için mi diğer bilgileri de gözlemektedir?

YSK ve İçişleri Bakanlığı’nın sorumluluğu

Seçmen kütükleri adrese dayalı nüfus kayıt sisteminden oluşturuluyor. Bu sistemin işleyişi İçişleri Bakanlığının sorumluluğunda. Yüksek Seçim Kurulu İçişleri Bakanlığının oluşturduğu nüfus kayıt sistemindeki kayıtları kullanarak seçmen kütüklerini oluşturuyor. Dolayısı ile üyeleri Yargıtay ve Danıştay üyelerinden oluşan YSK’nın seçimleri İçişleri Bakanlığının veri tabanlarına bağımlı. İçişleri Bakanını Cumhurbaşkanı atıyor. Bakan veya cumhurbaşkanı her türlü eylemlerinden dolayı fiili olarak tam sorumsuzlar; zira soruşturulmalarını teklif etmek için 301 milletvekilinin imzası, soruşturma kararı almak için 360 milletvekilinin oyu gerekiyor.

Türkiye’nin başına gelmesini asla arzu etmem ama olabilecek en kötü ihtimali düşünmeden kesin net cevaplar bulmanın mümkün olmadığını bilerek şu farazi durumu dikkate alarak düşünmek gerektiğinin altını çizmek isterim. Şöyle ki; – Allah milletimizi esirgesin – ama Cumhurbaşkanı ve İçişleri Bakanı nüfus kayıt sisteminde ve dolayısı ile seçmen kütüklerinde gerçeğe aykırılıklar yapmış olsalar, Anayasal düzeni fiilen değiştirmiş olsalar bile mecliste Anayasayı değiştirecek çoğunluk sağlamadan kendilerini sorumlu tutmak mümkün olmaz.

Halkın iradesini yansıttığından nasıl emin olacağız?

Böyle bir durumda 60 milyon seçmenin gerçekten var olduğunu nasıl bileceğiz? Sandıkların gerçekten var olduğundan, gerçek insanların oy kullandığından ve ortaya çıkan sayım sonuçlarının halkın gerçek iradesini yansıttığından nasıl emin olacağız?

Bunun üç yolu var: Birincisi Sayın Nebil gibi uzmanların veriler üzerinde bilimsel çalışmalar yaparak ortaya çıkardığı anormallikleri açıklayan daha detaylı ve sağlıklı bilgileri kamuoyu ile paylaşarak; ikincisi nüfus kayıt sistemlerini bunlarda olabilecek anormalliklerden fayda sağlaması mümkün olan siyasilerin ve yürütmenin kontrolünden çıkarıp bağımsız ve tarafsız yargının sorumluluğuna vererek ve son olarak da seçimlerde fiilen kullanılan oyları sağlıklı bir şekilde kayıt altına alarak, koruyarak ve herkesin gözü önünde sayarak. 28 Mayıs seçimleri için kullanabileceğimiz tek yöntem en sonuncusu. Diğerleri için zamana ve kısmen kanun değişikliğine ihtiyacımız var.

Seçim sistemi ve yurtdışı oyları

Gelişmiş bir seçim sistemimiz var: Yaklaşık 60 milyon seçmen 200 bine yakın mühürlü sandıkta gizli oy kullanıyor. Oylar gün sonunda bir başkan ile beş siyasi parti temsilcisinden oluşan sandık kurulu tarafından ayrılıp sayılıyor. Geçersizler ayrıldıktan sonra geçerli pusulalar gruplanıp sayılıyor. Sonuçlar tutanaklara yazılıp altı imzalanıyor. Sandık kurullarının hataları, başında bir hâkimin olduğu ilçe seçim kurulları, onun kararları da başkanlığını bir hâkimin yaptığı il seçim kurulları tarafından inceleniyor. İtiraz edilen sandıklarda oylar tekrar tekrar sayılıyor. Sandıklardaki sayımdan illerdeki birleştirmeye kadar, süreç tüm tarafların katılımı ile şeffaf ve yargıç denetimine tâbî.

Kesinleşen sandık sayım sonuçları ilçeler ve iller bazında birleştiriliyor. Bu bilgiler aynı zamanda YSK’nin bilgisayar sistemine giriliyor. YSK bu verileri siyasi partilerle paylaşıyor, kesin sonuçları açıklıyor.

Yurtdışı oy torbalarının saklandığı depolar ile YSK’nın bilgisayar sistemleri arasında, sisteme sızma ihtimali bakımından büyük farklar var. Yurtdışı oy torbalarının konulduğu deponun kapısına altı tane kilit vurulup anahtarları YSK ve siyasi parti temsilcilerine verildi. Hepsi bir araya gelip kendi kilidini açmadığı sürece mühürlü torbalara ve içindeki pusulalara dokunulamaz. Ancak, YSK’nin bilgisayar sistemi de dahil hiçbir bilgisayar sistemine benzer bir şekilde kilit vurulamaz.

Halkın iradesi ile ilgili soru işareti olmasın

İnternet, aynı anda milyonlarca kişinin ışık hızı ile seyahat etmekte olduğu bir otoyola benzer. Bu otoyoldaki trafik, yolculara göre karanlık, internet trafiği sağlayıcılarına ve onları düzenleyip denetleyen Bilgi Teknolojileri Kurumu’na karşı ise şeffaf bir cam gibidir. Otoyolcu ve otoyol polisi gibi her şeyi görebilir, müdahale edebilir ve hatta değiştirebilirler. Daha güçlü bilgisayarı olan, daha iyi kod bilenler, diğerlerinin her mahremine fark edilmeden girip, dilediklerini yapabilirler. Dolayısıyla ne kadar tedbir alınırsa alınsın yine de YSK bilgisayarlarına sızılabilir. Her sandıkta itina ile sayılan ve doğrulanan oy kullanım verileri, YSK sistemine girildikten sonra, üst-yetenek ve üst-akıl grubunda birileri tarafından oynanabilir, değiştirilebilir.

Sadece bilgisayar sistemine bırakılırsa oradan öğrenilecek seçim sonuçları, sistemin en zayıf bilgisayarı kadar güvenilir olabilir. Bu nedenle tasnifi, sayılması ve birleştirmesi 14 Mayıs seçimine göre oldukça kolay olan 28 Mayıs 2023’teki cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçiminin sonuçları, YSK bilgisayar sistemindeki kayıtların tüm pusulaların fiziki olarak sayımı ile denetlenerek en kısa sürede sonuçlandırılmalı; halkın iradesi hakkında hiç kimsenin en küçük bile olsa bir soru işareti olması veya spekülasyon yapılması kesin olarak önlenmelidir.

Seçimin şimdiden hayırlı olması, kazanan kim olursa olsun diğerine el uzatması, biriken sorunların hızla ve uzlaşmayla çözülmeye başlanması dileğiyle…

Diğer Yazılar
Polonya’da, seçimleri iktidardaki Hukuk ve Adalet Partisi’nin (PiS) kaybedip demokrat Donald Tusk’ın kazanması üzerine, sadece Türkiye’nin değil gerilemekte olan tüm demokrasilerin dersler çıkarması gereken ibretlik gelişmeler yaşanıyor. Yargı bağımsızlığını yeniden…

3 dk.

Devletin tepesinde oynanan oyunun sonu, epeydir beklendiği gibi oldu. Hukuka aykırı ve hükümsüz bir dizi işlem ve karardan sonra, başkan vekillerinden Bekir Bozdağ’ın başkanlık ettiği, Türkiye Büyük Millet Meclis’nin (TBMM)…

5 dk.

Tahkimde çapraz sorguladığım bir İnşaat Fakültesi profesörü bilirkişi, yılda en az 50, 1990’dan beri 1.650’den fazla dosyada bilirkişilik yaptığını, her rapor için bir ile üç ay arası zaman harcadığını, bazılarının…

3 dk.