Yeni sıkıcı adli yıl

Üç gün sonra, 1 Eylül’de, yine yeni bir adli yıl başlayacak, yine yeni adli yıl başlangıcı kutlanacak.

Yine kerli ferli yargı yetkilileri haftalardan beri özenle hazırladıkları, içi boş sıkıcı konuşmaları kürsülerden okuyacaklar. Yargının senede bir kere “yeni adli yıl” vesilesiyle kavuştuğu sorunlarını dillendirme fırsatını, güzellemeler yaparak iktidara yaranmak için kullanacaklar. Yargının yaptıklarının ve yapamadıklarının hesabını vermek yerine, ülke içindeki adaletsizliğin gerekçesi imiş gibi, görevlerinin kapsamına girmeyen uluslararası politikaya girip, başka ülkelerdeki haksızlıklara değinecekler.
Yargının tek başına patronu olan Adalet Bakanı, hem üyesi hem de doğal başkanı olduğu Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) adına, yürütme gücünü tek başına teşkil eden cumhurbaşkanına derin saygı ifade ederek konuşacak. Kapkaranlık tabloyu pes pembe, devasa sorunları adeta aksiyon listesi gibi takdim ederken, yeni bir yargı reformu strateji belgesinden söz edecek. 2009’dan bu yana yapılan ve reform ile strateji kelimelerinin anlamını erozyona uğratan üç tane yargı reformu strateji belgesi ile temel meselelerde bir karınca boyu bile mesafe katedilemediğini, tersine sistemin gittikçe kötüleştiğini ise ifade etmeyecek.

Tahminimce Adalet Bakanı bununla da kalmayacak, daha önce daha güçlü iken anayasa yapma çabalarının niçin çuvallayarak başarısız olduğunu irdelemeden, yeni ve sivil bir anayasa hazırlığı yapıldığını söyleyecek. Yeni ve sivil bir anayasa yapmak için temel konularda toplumsal uzlaşma sağlamanın şart olduğunu göz ardı edecek; iktidar ve karşıtları olarak neredeyse yarı yarıya kutuplaşmış ülkemizde uzlaşma olmadan sivil anayasa yapılamayacağını ifade etmeyecek. Sayın bakan “Sivil anayasa dayatılamaz, uzlaşılır” demeyecek, diyemeyecek.

Adaleti gerçekleştirmekten sorumlu olanlar, yargıyı temel evrensel yargı ilkelerine uyumlu bir şekilde etkin olarak idare edemediklerini itiraf etmeyecekler, özeleştiri yapmayacaklar. Kritik davalara bakan bir kısım mahkemelere ‘müstemir’ yetki ile nokta atışı tayinler yapılarak, hemen her davada da davayı görmekte olan hakimler rutin olarak değiştirilerek doğal hâkim ilkesi ve güvencesinin çok yaygın olarak ihlal edildiğini, böylece yargının siyasal bir araç haline getirildiğini, resmi kesimden kimse söylemeyecek.

Adaleti gerçekleştirmek için maaşını devletten alan, lojmanda kalan ve türlü ayrıcalıklardan yararlanan bürokratlar ve yargıçlar, vatandaşı çok davası olmakla, dosyalarını mükemmel hazır etmemekle suçlarken, kendilerine toz kondurmayacaklar. Korkarım ki içlerinden bir Allah’ın kulu çıkıp da davaların en geç üç-beş ay içinde, tek bir celsede tatminkâr bir kalitede nasıl sonlandırılacağına kafa yormayacak, davaların yıllarca sürmesini, sanki kadermişçesine kendileri kanıksadığı gibi, halka da kabul ettirip kanıksatacaklar.

Siyaseten güçlü politikacıların sorunu sağlıklı tespit etmeden “Akıllı yeni gelin” istekleriyle kırpılan uyuşmazlık çözüm usul ve süreçlerinin, temel yargılama ilkelerine uyumlu yargılama yapmayı zorlaştırarak, ortak gider uyuşmazlıklarını bile etkin olarak çözemediğini, uyuşmazlık çözümünde dürüstlük kuralının işlemediğini, yargılamaların, tarafları yalana dolana teşvik ederek toplumun ahlakını bozduğunu kimse söylemeyecek.

Daha da önemlisi, adalet hizmetlerini, uyuşmazlıkları uzlaştırarak halkın dayanışmasını güçlendirmesi gereken yargı hizmetlerini, vatandaşı soyup soğana çevirecek bir gelir kapısı olarak gören, vatandaştan haraç gibi yargı harcı almayı matah bir marifet sanan hazine ve maliyenin akılsız harç politikasının yargı hizmetlerinde ve davalarda karmaşaya neden olduğunu, uyuşmazlıkları çözmeyi değil uyuşmazlıklardan vatandaşı soymaya dönüştüğünü, bu adli yılda da görmeyecekler.

Türkiye’nin sorunlarını bağımsız düşünce ile çözebilecek tek kesim olan avukatlar adına Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan’ın gerçekleri, dengeli, doğru ve mertçe dile getireceğini, bu yıl da en etkili konuşmayı yapacağını sanıyorum. Başkanın, halkın desteğini alacak, avukatların asgari tarifeye bağladığı hizmetler için asgari standartlar belirlemeyi de dile getirmesini diliyorum.

Diğer Yazılar
Polonya’da, seçimleri iktidardaki Hukuk ve Adalet Partisi’nin (PiS) kaybedip demokrat Donald Tusk’ın kazanması üzerine, sadece Türkiye’nin değil gerilemekte olan tüm demokrasilerin dersler çıkarması gereken ibretlik gelişmeler yaşanıyor. Yargı bağımsızlığını yeniden…

3 dk.

Devletin tepesinde oynanan oyunun sonu, epeydir beklendiği gibi oldu. Hukuka aykırı ve hükümsüz bir dizi işlem ve karardan sonra, başkan vekillerinden Bekir Bozdağ’ın başkanlık ettiği, Türkiye Büyük Millet Meclis’nin (TBMM)…

5 dk.

Tahkimde çapraz sorguladığım bir İnşaat Fakültesi profesörü bilirkişi, yılda en az 50, 1990’dan beri 1.650’den fazla dosyada bilirkişilik yaptığını, her rapor için bir ile üç ay arası zaman harcadığını, bazılarının…

3 dk.